Amanda Hess – Sanatsal yaratıcılık miti kadınların suistimaline nasıl mazeret edilir

Artık ‘sanatı sanatçıdan ayırma’ fikrinden kurtulabilir miyiz?

Ne zaman ki bir sanat insanı (genellikle bir erkek), insanları (genellikle kadınları) kötüye kullanmakla suçlanır, engelleyici bir tavır bizi kuşatır ve bu gibi rahatsız edici biyografik ayrıntıları gizlice söz konusu kişiyle ilgili olan değerlendirmelerimize yansıtmayız. Ancak bazı Hollywood figürleri -Harvey Weinstein, James Toback, Kevin Spacey ve Louis C.K- cinsel tacizle suçlanıyorlar ve en kötüsü bu zamana kadar onların sanatlarını suçlarından ayırma eğilimi göstermedik. Okumaya devam et “Amanda Hess – Sanatsal yaratıcılık miti kadınların suistimaline nasıl mazeret edilir”

Üç Maddede Foucault’da İktidar Mekanizmalarının Dönüşümü

1. “Batı, Klasik Çağ’dan bu yana iktidar mekanizmalarında gerçekleşen derin bir dönüşüme tanık olmuştur.”[1] Dönüşen iktidar mekanizmalarının etkileri yaşamı denetleme ve düzenlemeye yönelik işlemlerdir. Bahsedilen iktidar tipi, bireylerin disiplinini ve nüfusun yönetimini sağlamayı hedeflemektedir. Okumaya devam et “Üç Maddede Foucault’da İktidar Mekanizmalarının Dönüşümü”

Çürümenin Vaadi Aude Pariset’in Toddler Promession Enstalasyonu

Aude Pariset’in Toddler Promession (2016) başlıklı Pera Müzesi’nde sergilenen enstalasyonu, Ikea marka beyaz bir beşik ve beşiğin içerisinde yer alan sünger yataktan oluşmaktadır. Enstalasyon, yeniliği ve umutları ile sıcacık bir yaşamdan kesit gibi görünür. Ne de olsa yapıtın adı Toddler Promession. Tıpış tıpış yeni yeni yürüyen bir yaşam olsa gerek! Okumaya devam et “Çürümenin Vaadi Aude Pariset’in Toddler Promession Enstalasyonu”

David Sims – “Suburbicon”: Rayından çıkmış garip bir tren faciası

Suburbicon’un bende bırakabildiği tek hakiki duygu korku oldu. George Clooney’nin, senaryosu Cohen Kardeşlere dayanan yeni filminde dehşeti -çok değil- ilk dakikadan itibaren hissettim. (Senaryosu 1980’lerde Cohen Kardeşlerce yazılan film, Clooney ve Grant Heslov’un kapsamlı çalışmasıyla revize edildi) Okumaya devam et “David Sims – “Suburbicon”: Rayından çıkmış garip bir tren faciası”

Kozmopolit Sivil Eğitim

Amerikalı Felsefeci Martha Nussbaum, kozmopolitizm bağlamlı modern tartışmaların ilk basamağı olan Ebedi Barış’ın (Kant) Avrupa merkezci pedagojik ve coğrafi varsayımlarının ötesine geçmeyi deneyerek; vatanseverlik karşısında sivil bir kozmopolitlik türü geliştirmiştir (1994). İleri sürülen bu kozmopolitizm, yalnızca vatanseverliğe karşı çıkmak için değil, temelde sivil bir eğitimin merkezi vurgusu olarak kurgulanmıştır. Okumaya devam et “Kozmopolit Sivil Eğitim”

Derrida: İnsanın Cevabı

Hiçbir zaman insan ve hayvan diye adlandırdığımız şeyler arasındaki farkı hafife alma yanlısı olmadım. İnsan ve hayvan arasında kabul görmüş benzerlik ve farklılıkları, hep daha büyük bir farklılaşma düşüncesini öne sürebilmek için sorunsallaştırdım. Bir köpeğin tıpkı Heidegger gibi bir filozof olduğunu iddia edecek kadar aptal değilim tabi ki. Bilakis hem insanlar hem de insanlar ve hayvanlar arasında çokça fark olduğunun farkındayım. Okumaya devam et “Derrida: İnsanın Cevabı”

Sadeddin Teftazani’ye Göre Zihni Varlık Kavramı

Teftazani varlığı; ayni, zihni, lafzi ve hatti olmak üzere dört şekilde ele alır. Ayni olan birincisi asıl olarak değerlendirilir. Zihni olan ikincisi ise ona göre asıl değildir ve cisim için gölge gibidir. Mevcut ise onunla şeyin (eşyanın) sureti olur. Lafzi ve hatti olan son ikisi ise mecazidir. Bunlar mevcut, eşyanın ismi ve isminin sureti olur. Her biri kendinden öncekine delalet eder. Ancak birincisi aklidir ve bu hususta ihtilaf edilmez. Diğer ikisi ise vaz’idir. Okumaya devam et “Sadeddin Teftazani’ye Göre Zihni Varlık Kavramı”