Türk Kimliğinde Cihat

Türk kimliği en çok Osmanlı döneminden yadigar batıya karşı pozisyonla şekillenir. Fakat bu kimlik aynı zamanda doğuya ve güneye doğru, Müslüman dünyaya dair bir boyut da taşır. Batıyla temasta olan-sınır boyunda yer alan müslüman olmaktan dolayı doğuya yönelik bir hakimiyet iddiasını da 1500’lerden itibaren taşır. Hilafet bu iddianın ismidir.

Okumaya devam et “Türk Kimliğinde Cihat”

Koyré; Eleştirel Bilim Tarihi Yazımına Giriş

Bilim Tarihi ve Bilim Felsefesi profesörü Alexandre Koyré, 1882’de Rusya’da doğdu. Tiflis’te başlayan öğrenimine Almanya ve Fransa’da devam etti. İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’ye giden Koyré, bu ülkede uzun yıllar ders verdikten sonra 1958’de Paris’e döndü ve burada Bilim ve Teknik Tarihi Araştırmaları Merkezi’ni kurdu. Koyré, 1964’te öldü. Bilim tarihi yazımına getirdiği yeni yaklaşımlarla bu alanda bir dönüm noktası olarak kabul edilen Koyré, kendisinden sonra gelen bilim tarihi uzmanları üzerinde büyük etki bırakmıştır. Okumaya devam et “Koyré; Eleştirel Bilim Tarihi Yazımına Giriş”

Sömürgeciler Fetihçiler

Fransız İhtilali’nden sonra ulus-devlet modeli tüm dünyaya yayıldı. Rusya, Osmanlı, Avusturya-Macaristan gibi sömürgeleri olmayan fakat idare altında tuttuğu topraklardan beslenen, bir milletler toplamı olan imparatorluk yapıları zaafa uğrar, sonrasında tamamen silinir. Bu imparatorluk idareleri bunu önlemek için iç idarede daha kuşatıcı bir aidiyet-kimlik oluşturmanın yolunu arayacaktır. Okumaya devam et “Sömürgeciler Fetihçiler”

Devletler ve Milletleri

Amerika kendini dünyaya özgürlük taşıyan bir millet olarak ifade eder. Millet, Amerikan İngilizcesinde ülke manasında kullanılıyor. Bizim yakın olduğumuz Avrupa’daysa ülke denilince millet değil devlet anlaşılır. Özne olma konusunda devletin önceliği vardır. Halkların, milletlerin siyasette özneliği uluslararası alanda yani 3. gözlerde yoktur. Belçika’yı anabiliriz. Ülkenin kimliği olarak devlet aidiyeti ve devlet ismi en tepede yer alır. Kültürel ve etnik motifler dışında Valon, Flaman, Cermen dışarıda özne olarak ele alınmaz. Ülke içinde birinden biri baskın ve güçlü olsa dahi değişmez. Okumaya devam et “Devletler ve Milletleri”

Amanda Hess – Sanatsal yaratıcılık miti kadınların suistimaline nasıl mazeret edilir

Artık ‘sanatı sanatçıdan ayırma’ fikrinden kurtulabilir miyiz?

Ne zaman ki bir sanat insanı (genellikle bir erkek), insanları (genellikle kadınları) kötüye kullanmakla suçlanır, engelleyici bir tavır bizi kuşatır ve bu gibi rahatsız edici biyografik ayrıntıları gizlice söz konusu kişiyle ilgili olan değerlendirmelerimize yansıtmayız. Ancak bazı Hollywood figürleri -Harvey Weinstein, James Toback, Kevin Spacey ve Louis C.K- cinsel tacizle suçlanıyorlar ve en kötüsü bu zamana kadar onların sanatlarını suçlarından ayırma eğilimi göstermedik. Okumaya devam et “Amanda Hess – Sanatsal yaratıcılık miti kadınların suistimaline nasıl mazeret edilir”

Üç Maddede Foucault’da İktidar Mekanizmalarının Dönüşümü

1. “Batı, Klasik Çağ’dan bu yana iktidar mekanizmalarında gerçekleşen derin bir dönüşüme tanık olmuştur.”[1] Dönüşen iktidar mekanizmalarının etkileri yaşamı denetleme ve düzenlemeye yönelik işlemlerdir. Bahsedilen iktidar tipi, bireylerin disiplinini ve nüfusun yönetimini sağlamayı hedeflemektedir. Okumaya devam et “Üç Maddede Foucault’da İktidar Mekanizmalarının Dönüşümü”

Çürümenin Vaadi Aude Pariset’in Toddler Promession Enstalasyonu

Aude Pariset’in Toddler Promession (2016) başlıklı Pera Müzesi’nde sergilenen enstalasyonu, Ikea marka beyaz bir beşik ve beşiğin içerisinde yer alan sünger yataktan oluşmaktadır. Enstalasyon, yeniliği ve umutları ile sıcacık bir yaşamdan kesit gibi görünür. Ne de olsa yapıtın adı Toddler Promession. Tıpış tıpış yeni yeni yürüyen bir yaşam olsa gerek! Okumaya devam et “Çürümenin Vaadi Aude Pariset’in Toddler Promession Enstalasyonu”