Kopuşlar

Kopuş tam da birbirini seven, önemseyen, içlenen; bir vakit beraber yürüyüp anaforda ayrılanlar arasında olur. Edebiyatçıların hayatı içerisinde sadece yazdıkları yoktur. Birbirleri arasında geçen olaylar da edebiyatın bir parçası olarak aktarılagelir. Bizden ve dışarıdan örnekleri vardır. Herkes sevdiği edebiyatçıları biraz da bu yolla tanır, bilir ve tutar. Okumaya devam et “Kopuşlar”

Philippe Lacoue-Labarthe – Fabl (Edebiyat ve Felsefe)

Burada felsefeye, “biçimine” dair bir soru yöneltmek, ya da daha doğru bir ifadeyle felsefenin üzerine bir şüphe düşürmek istiyoruz: Ya felsefe en nihayetinde edebiyattan başka bir şey değildiyse? Aslında felsefenin -metafiziğin- genelde nasıl bir ısrarla kendini edebiyat dediğimiz şeyin karşısında tanımladığını biliyoruz. Bilhassa Nietzsche’den beri, metafiziğe karşı verilen mücadelenin ne dereceye kadar, hassaten edebi olan bir gayretle kol kola yürüdüğünü ve hatta kendini bu gayretle özdeşleştirdiğini de biliyoruz. Okumaya devam et “Philippe Lacoue-Labarthe – Fabl (Edebiyat ve Felsefe)”

Stephen Greenblatt – Shakespeare’in Yabancı Düşmanlığına Karşı Reçetesi

Geçtiğimiz sene Venedik Gettosu’nun inşasının beş-yüzüncü yıl dönümüydü. Venedikliler doğal olarak bu yıl dönümünde ne yapacakları konusunda kararsız kalmış ve anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Okumaya devam et “Stephen Greenblatt – Shakespeare’in Yabancı Düşmanlığına Karşı Reçetesi”