Amanda Hess – Sanatsal yaratıcılık miti kadınların suistimaline nasıl mazeret edilir

Artık ‘sanatı sanatçıdan ayırma’ fikrinden kurtulabilir miyiz?

Ne zaman ki bir sanat insanı (genellikle bir erkek), insanları (genellikle kadınları) kötüye kullanmakla suçlanır, engelleyici bir tavır bizi kuşatır ve bu gibi rahatsız edici biyografik ayrıntıları gizlice söz konusu kişiyle ilgili olan değerlendirmelerimize yansıtmayız. Ancak bazı Hollywood figürleri -Harvey Weinstein, James Toback, Kevin Spacey ve Louis C.K- cinsel tacizle suçlanıyorlar ve en kötüsü bu zamana kadar onların sanatlarını suçlarından ayırma eğilimi göstermedik. Okumaya devam et “Amanda Hess – Sanatsal yaratıcılık miti kadınların suistimaline nasıl mazeret edilir”

David Sims – “Suburbicon”: Rayından çıkmış garip bir tren faciası

Suburbicon’un bende bırakabildiği tek hakiki duygu korku oldu. George Clooney’nin, senaryosu Cohen Kardeşlere dayanan yeni filminde dehşeti -çok değil- ilk dakikadan itibaren hissettim. (Senaryosu 1980’lerde Cohen Kardeşlerce yazılan film, Clooney ve Grant Heslov’un kapsamlı çalışmasıyla revize edildi) Okumaya devam et “David Sims – “Suburbicon”: Rayından çıkmış garip bir tren faciası”

The Atlantic – Popüler kültür yazılarında bu hafta: Joan Didion ve Rolling Stone

The Atlantic/KÜLTÜR
Sanat ve eğlence başlıklarında 7 gün boyunca öne çıkan yazılar…

Dana Spiotta | Vogue

“Genç bir insan olarak beni etkileyen şey şuydu: Joan Didion nasıl oluyor da her defasında pişmanlık duymamış bir görüntü çiziyor ve kendine bu kadar hakim olabiliyor. O, tıpkı Susan Sontag gibi, kadınlar için ‘yeniden başarabilmenin’ imkanlarını bana gösterdi. Onlar bizatihi kendilerinin kültür için önemlerinin farkını anlamış görünen entelektüellerdi. Gözümüzü dikip onlara baktık, onların da gözü bizim üzerimizdeydi.” Okumaya devam et “The Atlantic – Popüler kültür yazılarında bu hafta: Joan Didion ve Rolling Stone”

Kieran Setiya – Bugünü yaşamanın problemi

Bugünlerde çoğumuz; ısrarla devam eden çekişmeler, politik belirsizlikler ve korkuyla dolu bir ‘bugün’de yaşamayı istemiyoruz. Buradan bakınca aslında gelecek de daha iyi görünmüyor: çünkü teknolojik gelişmeler beraberinde yaygın işsizlik tehlikesini barındırıyor ve yıkıcı bir iklim tehlikesi önümüzde duruyor. Hiç şüphesiz bu durumda bazılarımız için geçmişin nostaljisine sarılmak en büyük konfor olarak değerlendiriliyor. Okumaya devam et “Kieran Setiya – Bugünü yaşamanın problemi”

Escobar öldü, ancak “Narcos” ve uyuşturucu ticareti hala yaşıyor

Uyuşturucu kaçakçılığını konu alan Narcos dizisinin son sezonu, kilit isimlerin öldürülmesiyle birlikte uyuşturucu ticaretinin sona ermediğini açık bir şekilde gözler önüne serdi.

Son dönemlerde yayınlanan Narcos benzeri birçok drama, aynı olgun yaklaşımla uyuşturucu ticareti içerisindeki ekonomik realiteler ve çıkması muhtemel çatışmalarla izleyicinin beğenisine sunuldu. Okumaya devam et “Escobar öldü, ancak “Narcos” ve uyuşturucu ticareti hala yaşıyor”

David Leonhardt – Cumhuriyetçilerin Trump’a desteği azalıyor

Başkan Trump’ı neredeyse bağırarak attığı son tweetle dinleyelim: “Bu gerçekten çok üzücü ama Cumhuriyetçiler başkanlarını korumak adına çok az bir mücadele ortaya koyuyorlar.” Tarihi anlamıyla yorumladığımızda, evet, o haklı. Çünkü Kongre’deki Cumhuriyetçiler, geçmişe baktığımızda Cumhuriyetçi bir başkanı bugünkünden çok daha fazla desteklediler. Okumaya devam et “David Leonhardt – Cumhuriyetçilerin Trump’a desteği azalıyor”

Charles M. Blow – Başkanlığın tüm sınavlarından kalmak

Amerika, Charlottesville’de yaşanan şiddet olaylarında Trump’ın felaket idaresinin Nazi/Beyaz milliyetçiliği savunucusu olmasa bile ona sempati duyan, öfke bağımlısı, yalancı, mantıklı bir zeminde tarihi okuyup anlamlandıramayan bir idare olduğunu açıkça gördü. Okumaya devam et “Charles M. Blow – Başkanlığın tüm sınavlarından kalmak”