Sadeddin Teftazani’ye Göre Zihni Varlık Kavramı

Teftazani varlığı; ayni, zihni, lafzi ve hatti olmak üzere dört şekilde ele alır. Ayni olan birincisi asıl olarak değerlendirilir. Zihni olan ikincisi ise ona göre asıl değildir ve cisim için gölge gibidir. Mevcut ise onunla şeyin (eşyanın) sureti olur. Lafzi ve hatti olan son ikisi ise mecazidir. Bunlar mevcut, eşyanın ismi ve isminin sureti olur. Her biri kendinden öncekine delalet eder. Ancak birincisi aklidir ve bu hususta ihtilaf edilmez. Diğer ikisi ise vaz’idir. Okumaya devam et “Sadeddin Teftazani’ye Göre Zihni Varlık Kavramı”

Kemalpaşazade Bağlamında Nefsü’l-Emr Kavramı

Osmanlı Şeyhülislamı ve tarihçisi olarak Osmanlı geleneğini temsil eden Kemalpaşazade (v.940/1534) varlık kavramını incelerken ayrı bir kategori olarak “Nefsü’l-emr” kavramına da yer açar. O, pek çok kelamcı ve filozof gibi varlık kavramının en açık, en bedihi olmasından dolayı tanımlanamayacağı ve diğer tüm kavramlara dayanak teşkil ettiği görüşündedir. Çünkü varlık kavramı başka hiçbir kavrama atıf yapmadan anlaşılabiliyor olduğu için en temel kavram olmaktadır. Ve tüm bilgilerimizin varlık zeminidir. Okumaya devam et “Kemalpaşazade Bağlamında Nefsü’l-Emr Kavramı”

İbn Sina’da Metafiziğin Konusu Problemi

İbn Sina, eserleri içerisinde bir külliyat niteliği taşıyan Kitabü’ş-Şifa’nın İlahiyyat kısmının giriş bölümlerinde metafiziğe ilişkin problemleri çözmek ve açıklığa kavuşturmak için uzun tartışmalara yer vermektedir. Bu minvalde o, metafiziğin konusuyla (mevzu), problemleri (metalib) arasında oldukça orijinal bir ayrıma gitmekte, zikredilen meseleye ilişkin karışıklığı gidermeye çalışmaktadır. İlk olarak İbn Sina, metafiziğin konusunun ne olmadığını tartışıp Tanrı’nın ve sebeplerin metafiziğin konusu içerisine girmediğini iddia ederek ispata çalışır. Okumaya devam et “İbn Sina’da Metafiziğin Konusu Problemi”