Netflix’e ilgi neyin göstergesi?

Kovid-19 pandemisi, herkesi evlerinde çok daha fazla vakit geçirmek zorunda bıraktı. Herkesin eve kapanma durumunu yakın tarihimizde nüfus sayımlarında uygulanan sokağa çıkma yasağı günlerinden hatırlıyoruz.   

Pandemi süresince evlerinde vakit geçiren insanların kimi kendini bahçe işlerine verdi, kimi kitap okudu, ekmek yaptı, televizyon izledi, kimi de Netflix karşısında vakit geçirmeyi tercih etti. Netflix’e dönük ilginin arttığı zaten görülmekteydi. Ancak pandemi süreciyle, toplumun evde geçirdiği zamanın artmasıyla birlikte Netflix’e olan ilginin de daha da yoğunlaştığını söyleyebiliriz. Özellikle genç ve orta yaşlı kesimlerin birbirlerine Netflix’ten önerilerde bulunduğu, beğenilerini sosyal medyada paylaştığı, Netflix’in pandemi sürecinde kazandığı popülerliği göstermektedir. Öyle ki ‘Netflix izlemek’ diye bir eylem biçiminin ortaya çıktığını söylemek abartı olmayacaktır.

Hızla gelişen bu platform karşısında varlığını sürdürmeye çalışan Türkiye medyasının ise bu süreçte çok iyi bir sınav verdiğini söylemek biraz zor olsa gerek. İçerik üretmekte zorlanan televizyon kanalları evde çekilen tek tük diziler, Kemal Sunal filmleri, geçmiş yıllara ait spor müsabakaları, eski diziler ve geçmiş programlarla bir nostalji kuşağı oluşturmaya çalışsa da pek fazla tercih edilmedi. Hıncal Uluç da Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde kaleme aldığı yazılarda, öncelikle TRT olmak üzere medyaya karşı ciddi eleştirilerde bulundu. Televizyon kanallarının “nostaljik” yayınlarına karşın belli bir beğeniye sahip kitleye hitap eden ve nitelikli bir yayın politikası izleyen TRT 2’nin televizyon kanalları arasında ortaya koyduğu farklılıkla öne çıktığını söyleyebiliriz.

Netflix ise kısa süre önce başlayan macerasını uluslararası adımlarla çok daha geniş kitlelere taşıyor. Kovid-19 pandemisinin etkisini arttırdığı Ocak-Mart döneminde Netflix abone sayısı 15,8 milyonluk artış gösterdi. Şirketin 2020’nin ilk çeyreğine yönelik tahmini ise 7 milyon yeni aboneydi. Öyle ki arkadaşlar ve akrabalar arasında bile çoklu kullanım için anlaşmalar yapılıyor. Şifreler paylaşılıyor. Netflix abone sayısında kazandığı gibi pandemi sürecinde borsada da değer kazanan nadir şirketlerden oldu. Toplam endeksin yüzde 19 değer kaybettiği dönemde Netflix hisseleri yüzde 11 değerlendi.

Dünyada teknoloji kaynaklı yaşanan büyük dönüşümlerden hiç şüphesiz medya düzeni de etkileniyor. Twitter ve Instagram fenomenleri, Youtuberlar uzun yıllar toplumda kabul görmüş sanatçılardan daha büyük şöhrete ve kitleye sahip isimler olarak ön plana çıkıyor. Netflix, kullanıcılarına film, dizi ve belgesel gibi alanlarda en güncel yayınların yanı sıra nostaljik içerikleri de ulaştırıyor.

Dizi ya da film beğenilerinin Netflix merkezli yapıldığına dair yorumlar duyuyoruz/okuyoruz. İnsanların dizi ve film kültürünün seviyesi Netflix içeriğine hâkimiyeti ile ölçülüyor. “O film Netflix’e düşecek mi?” ya da “Bahsettiğin film Netflix’te var mı?” gibi sorular, Irishman gibi dev bütçeli filmler sinema sektörünün ekseninin de Netflix’e kayabileceğinin sinyallerini veriyor.

Bazıları için zor olsa da 70 yıla dayanan geçmişe sahip televizyon dizileri ve programları yerini hızlı bir şekilde yeni medyanın unsurlarına bırakıyor. Tabi bunun sosyolojik etkilerinin ne yönde olacağı ciddi bir tartışma konusu. Yakın zamanda bunun etkileri üzerine de çalışmalar ortaya çıkacaktır. Ancak herkesin bir anda, bir anlık bir olayla dünya çapında “ünlü olabileceği” bu yeni düzenin sosyo-psikolojik etkileri uzmanlar tarafından ele alınacaktır. Elbette bu da yeni dijital platformların farklı bir yönü olarak önemli bir araştırma konusudur.

Ancak geleneksel medya ile yeni medya arasında yaşanan gerilimi düşündüğümüz bu yazıda pandemi sürecinde geleneksel medyanın, yeni medya karşısında ne denli zorlandığını gözler önüne sermiştir. Özellikle genç nüfus geleneksel medyayı temsil eden tv kanalları ile arasına ciddi bir mesafe koymaktadır. Mobil kullanım kolaylağı da bu “kopuşu” hızlandıran en büyük sebep olarak görülebilir. Pandemi sürecinde Tv’ler 1980’li, 90’lı yıllara ait filmleri izleyicisine sunarken Netflix, YouTube gibi platformalar kişiyi geleceğe taşıyan, heyecanlandıran, hayal kurduran bir etkiyle önemini arttırıyor, dahası dünyanın farklı köşelerinden insanları birbirleriyle eşzamanlı kılıyor. En başa dönüp sorumuza bir cevap vererek bitirelim. Açıkça ifade etmek gerekirse, geleneksel medya bugün demode ve klişe formları aşamıyor. İster patronaj ilişkileriyle olsun, ister genel izleyicinin alışkanlıklarıyla; geleneksel mecralar, yarının dünyasına ilham verme potansiyellerini çoktan yitirmiş gözüküyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir