Karşıtı konumlandırmak

Bir başlık olarak şu ülkede iktidar sınıfları diye çokça kullanılır. Gerçeklik de taşır; iktidarın tek olmadığını, mutlakiyet dönemlerinden sonra parçalandığını söyler.

Kitabi olarak böyledir; demokrasi ideali bunu iddia eder. Sadece kitapta da kalmaz; hemen her tür modern devlet aygıtında ister istemez bu çok parçalı durum oluşur. Bu yüzden iktidar sınıfı diye tekil kullanıldığında aslında diğerlerinin arasında öne çıkan, başı çeken, diğerlerini ekarte etmiş olan kastediliyordur. Geçenlerde bir videoda ( https://www.youtube.com/watch?v=O7xRAK00RzE&t=5s )  tekrar bahsi geçiyordu.

İsmet Özel’in;  beni BBC yanılttı şeklinde güzel bir hikayesi var. Açık yüreklilikle kendisi hakkında yanılmanın lafzını etmiştir. BBC’yi beynelmilel habercilikteki hakim konumundan dolayı veri alır. BBC, askeri cunta onu istemiyor dediği için Özal’ın ANAP’ına oy verdiğini söyler.

Bu yöntemi devam ettirmek halen de yaygındır. BBC’lerin yeniden merkeze oturduğu Gezi olayları buna bir örnektir. Batılı liberaller desteklediği için Gezinin/Solun karşısında dindar popülist, çoğunlukçu, halkçı bir konumlanma olmuştur. Gerektiğininde sol içinden kendini ikna figürleri de arar: Kemal Tahir, İdris Küçükömer…

İsmet Özel öncü biri olarak bunları yaşantısında yaşayıp geride bırakan bir isim olarak görülebilir. Fakat geniş sağ kitleler için bu halen böyle devam eder. İsmet Özel’in belki çok şahsi, espri olarak kurduğu cümleyi kelimesi kelimesine bir gerçek addederler. Belki de kullanışlı, işe yarar görmektedirler. Örneğin İsmet Özel Murat Belge’ye hep zıtlaştığı bir arkadaşı olarak seslenirken bunu kitabi olarak kabul edenler Türkiye’de her dönem Murat Belge’yi, İletişim Yayınları’nı iktidar sınıfları içinde bayağı hakim bir yerde görür. Aslında bu kendini merkeze koymakla ilgili bir durum. Kendini merkeze aldığı için muarızı olarak belirlediğini de hep merkezde görme durumu. Narsist bir tutum.

Kendi alanındaki rakibi, karşıt kutbu gördüğü insanın gözüne batar. İslamcı-edebiyatın özellikle sol ekolle cebelleşmeleri bu bağlamda anlaşılabilir. Falanca ordaysa biz burdayız, filancalar bizi ezmeye çalıştılar vs..

Romantizm karşıtı, devrimci iddialı radikal İslamcılar da gündelik siyasetle meşgul olduklarında, partiler arasında taraf tuttuklarında bu çevrime girer: laiklik noktasında en kötü bir örneği misal alarak; işte bunlara inat bu iş bitene kadar sandığa gideceğiz der gibidirler. Oysaki AKP’nin %80 alacağı bir zeminde dahi çarpıcı, tahrikçi bir laik çıkıp çok ses getirebilir. Hatta oran artıp dini atmosfer yoğunlaştıkça böylesi bir “kahramanlık” daha da potaya girer. Aslında iktidar sınıflarını mesele ederken insan kendine bir yer arıyordur; kendi hikayesini ve mücadelesini büyütmek için rakibini de büyütmek zorundadır.

Bizim yaşadığımız dönem için konuşursak; 1990’lardan bugüne kendisine bakarsanız herkes mağdur, herkes ezildi, herkes haklı çıktı. İttifaklar kuruldu dağıldı tekrardan karıldı. Toplumsal huyumuzda baskındır; haklılığın canını çıkartırız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir