Türk Kimliğinde Cihat

Türk kimliği en çok Osmanlı döneminden yadigar batıya karşı pozisyonla şekillenir. Fakat bu kimlik aynı zamanda doğuya ve güneye doğru, Müslüman dünyaya dair bir boyut da taşır. Batıyla temasta olan-sınır boyunda yer alan müslüman olmaktan dolayı doğuya yönelik bir hakimiyet iddiasını da 1500’lerden itibaren taşır. Hilafet bu iddianın ismidir.

Batıyla denk olmak, temasta olmak, doğuya doğru müslümanlar üzerinde hakimiyet kurmanın da meşrulaştırıcı etmeni olur. Halen de ortalama Türk-İslam düşüncesi böyledir. Çok önce 1300’ler bitmeden Bulgaristan sınırına ulaşan Osmanlı Adana’ya, Halep’e, Diyarbakır’a yani Müslüman beyliklere-ülkelere  idaresini ancak 1500’lerin başında tesis edebilmiştir. Müslümanın müslümana direncinin daha haklı ve kuvvetli olacağı öngörüldüğünden müslüman olmayanla cihat önceliklidir; daha sonra müslümandan biat beklemenin anahtarı gibidir.

Osmanlıcılığın dini boyutu bu olabilir. Bugün dahi görülecek şekilde batı ile temas, batı ile sınır, batı ile mücadele çıkışlıdır. Bu cihat, müslüman milletlere hami-öncü-hakim olmak gibi iddiaların öncülü olur. Bir süreklilik taşıdığı söylenebilir. Aralarında farklar olsa da islamcı-muhafazakar-milliyetçi osmanlıcılık biçimlerinin kesişme noktası budur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir