Koyré; Eleştirel Bilim Tarihi Yazımına Giriş

Bilim Tarihi ve Bilim Felsefesi profesörü Alexandre Koyré, 1882’de Rusya’da doğdu. Tiflis’te başlayan öğrenimine Almanya ve Fransa’da devam etti. İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’ye giden Koyré, bu ülkede uzun yıllar ders verdikten sonra 1958’de Paris’e döndü ve burada Bilim ve Teknik Tarihi Araştırmaları Merkezi’ni kurdu. Koyré, 1964’te öldü. Bilim tarihi yazımına getirdiği yeni yaklaşımlarla bu alanda bir dönüm noktası olarak kabul edilen Koyré, kendisinden sonra gelen bilim tarihi uzmanları üzerinde büyük etki bırakmıştır.

Koyré’nin bilim tarihi çalışmaları başlıca üç noktaya odaklanmaktadır. Bunlardan ilki ‘Yeniçağ Bilimi’ diye adlandırdığı modern bilim ya da batı biliminin kökeni meselesidir. Çalışmalarının diğer odak noktasını ise batı biliminin içeriği/niteliği sorunudur. Koyré’nin dikkat çektiği üçüncü nokta ise modern bilimin ‘pozitif olma iddiasındaki bir bilim olarak’ bu iddiasını kanıtlayamamış olmasıdır. Ona göre, bilim Yeniçağ’da felsefeden kendini soyutlamak bir yana yeni bir felsefe olarak ortaya çıkmıştır.

Koyré, 19. asır başlarına kadar yapılan çalışmalarda, batı biliminin kökeni ve genel yapısı hakkında başlıca iki yaklaşımın hakim olduğunu belirtir. Bunlar, “Evrimci” ve “Devrimci” diye adlandırılan yaklaşımlardır. Buna göre, Evrimci bilim tarihi yaklaşımı/yazımı, Avrupa’da ortaya çıkan yeni bilim anlayışının, kendisinden önceki felsefi birikimin bir devamı, kökü Antik Yunan felsefesine uzanan bir düşünme biçiminin verimi, adeta bu alanda zincirin bir son halkasıdır. Bu bakımdan Yeniçağ Bilimi, düşünce tarihi içinde istisnai bir konumda değil, felsefenin Antik Yunan’dan beri süre gelen gelişim çizgisi içinde bir menzili oluşturur. Koyré, Avrupa’da ortaya çıkan yeni bilim anlayışına yönelik bu yaklaşımı, Müslüman Arap düşünürlerden yapılan çevirilerden örnek vererek, özellikle de Endülüs ve Sicilya üzerinden Batı’ya aktarılan kadim Yunan Felsefesi kaynaklarıyla kurulan temasa işaret ederek desteklemektedir.

Koyré’ye göre de Yeniçağ Bilimi, insanlık tarihindeki felsefi birikimin bir devamıdır. Ona göre, batılı bilim “sıfırdan icat edilmemiştir.” Doğada nasıl ki tohumdan ağaca bir sıçrama yoksa; ve bir ağaç belirli bir gelişim süreci içinde önce filizlenip sonra fidan olup daha sonra da büyüyerek ağaca dönüşüyorsa, Yeniçağ Bilimi de tıpkı bu süreçte olduğu gibi Yunan Felsefesinde kaynağını bulmuş, Ortaçağlar boyunca Yeni-Platonculuk kanalıyla beslenmiş, İslam düşünürlerinin eserleriyle tanışıp kadim düşünceyi özümsemiş ve kendisini bu hat üzerinde temellendirmiştir.

Modern bilim anlayışının kökenine ve yapısına ilişkin diğer bir yaklaşım ise Devrimci diye isimlendirilen yaklaşımdır. Bu anlayış Yeniçağ bilimini batıya has kılma, sadece Avrupa’ya özgü batılı düşünme biçiminin bir verimi sayma iddiasındadır. Koyré’ye göre, bu yaklaşım her ne kadar Batı bilimini Yunan felsefesi kaynaklı bir düşünce olarak saysa da ayırıcı vasfını ve kendine özgü içeriğini ön planda tutmaktadır. Devrimci bilim tarihi yazımı, Yeniçağ’da filizlenen bu bilim yapma biçimini nitelik olarak düşünce tarihinin özel bir atılımı saymaktadır. Rasyonel metotların bulunması, deney ve gözlem, akılcılık, kanıtlanabilirlik, niceliğin öncelenmesi, ölçülebilirlik, sayısal dilin (matematik ve geometri) egemenliği Yeniçağ bilimini Batı’ya has kılmaktadır. Bu bakımdan Avrupa-merkezci (Eurocentric) bir yaklaşımdır.

Koyré’nin eleştirel bilim tarihi yazımının en esaslı itiraz noktası ise modern anlayışın ‘pozitif’ karakter taşıdığı iddiasının altının boş olduğu savıdır. Aristotelesçi fizik ve metafizik anlatısını terk eden Yeniçağ bilim insanları, bunun yerine Platon ve Yeni-Platonculuk kanalıyla ve de antik Yunan’ın matematik ve geometri kuramlarını yeniden ele alarak, bu çerçevede bir ‘bilim’ ortaya koymaya çalışmışlardır. Evrenin niceliksel olarak matematikle açıklanmaya çalışılması görünürde modern bilimi klasik felsefe anlatısından ve her türlü mit, dinsel görüş ve açıklamadan arındırmış olsa da, bu yeni matematik ve geometrici atılım temelde antik Yunan kaynaklı başka bir felsefeye dayanmaktadır. Yeniçağ’ın ilk döneminden itibaren son modern zamanlara kadar bu çelişki giderek büyümüş, ‘pozitif bilim’ olma iddiasındaki yenidünya görüşü manzumesinin kendisi bir metafiziğe ya da felsefeye dönüşmüştür. Koyré’nin eleştirdiği esaslı konulardan biri de işte bu bilimin, felsefeden ayrı bir manzume olduğu görüşüdür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir