Sömürgeciler Fetihçiler

Fransız İhtilali’nden sonra ulus-devlet modeli tüm dünyaya yayıldı. Rusya, Osmanlı, Avusturya-Macaristan gibi sömürgeleri olmayan fakat idare altında tuttuğu topraklardan beslenen, bir milletler toplamı olan imparatorluk yapıları zaafa uğrar, sonrasında tamamen silinir. Bu imparatorluk idareleri bunu önlemek için iç idarede daha kuşatıcı bir aidiyet-kimlik oluşturmanın yolunu arayacaktır. Böylece bir yönüyle Batılılaşmak isteyen bir yönüyle Batıdan gelen baskıya direnmek isteyen karmaşık bir mevzi siyaset ortaya çıkar. Türk ve Rus modernleşmesinin merkezinde bunlar okunur. Fakat bu Batılılaşma merkezileşmeyi icbar eder ve tehlikeyi beraberinde getirir: Milletler toplamını tek millet gibi yönetemezler.

İmparatorluk devletleri 2 tip doğa sergiler. Fetihçi ve sömürgeci iki kumaş ortaya çıkar. Fetihçi doğaya Osmanlı, Çarlık, Avusturya verilirse sömürgeci olana İngiltere ve Fransa verilebilir. Bu yüzden Bosna’da Avusturya idaresi denilir de sömürgesi denmez. Her şeyden önce sınır devam ediyordur. Ülkenin başkentinden oraya doğru toprak kopmadan fethedilerek-idareye katılarak-hakimiyet kurularak devam ediyordur. Aynı sebepten PKK çizgisince çokça işlenen Kürdistan sömürgeleştirilmiştir tezi zayıf kalır.

Fakat kapitalizmin gelişmesiyle, kendini dayatmasıyla, fetihçi devletler sömürgeci devletlere karşı geriler, tarih dışı kalır. Fetihçi devletlerin milletleri belki sömürülmemiştir ama idare altındadır ve fırsat bu fırsat diyerek zamanın ruhuna uygun diyerek Avusturya Bosnası’ndan Çarlık Polonyası’na Osmanlı Arabistanı’na kadar kendi devletlerini kurmak için harekete geçer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir