David Sims – “Suburbicon”: Rayından çıkmış garip bir tren faciası

Suburbicon’un bende bırakabildiği tek hakiki duygu korku oldu. George Clooney’nin, senaryosu Cohen Kardeşlere dayanan yeni filminde dehşeti -çok değil- ilk dakikadan itibaren hissettim. (Senaryosu 1980’lerde Cohen Kardeşlerce yazılan film, Clooney ve Grant Heslov’un kapsamlı çalışmasıyla revize edildi)

Film birbiriyle aslında pek de alakası olmayan iki hikâyeyi kapalı bir kenar mahallenin içinde birleştiriyor. Filmi izlerken -neredeyse yarım saatlik- iç karartıcı bir his beni kapladı ve bu iki hikâyenin asla bir yerde buluşmayacağını düşündüm. Ve gerçekte karşılaşmadılar da.

Clooney bu filmde 1950’lerde at gözlüğü takmış beyaz-egemen Amerika’da, bir ırkçılık yorumu yapmak istiyor. Ancak alakasız bir dolandırıcının garip bir karakter çizdiği filmde bayağı bir cehalet seziliyor.

Damon’un (Matt) karakteri kendi saçmalıklarıyla boğuşurken, çevrelerinde olup biten önyargıları görmezden gelen ortalama seyirci için film çok komik bir biçimde kötüleşiyor. Damon, buna rağmen, Clooney’nin korkunç kararının mükemmel bir sembolü durumunda. Tek bir olay için tek boyutlu bir kahraman olması, hiçbir şey olmayacak filmi karikatür haline getiriyor.

David Sims / The Atlantic / Çev. Ömer Arıkan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir