Sadeddin Teftazani’ye Göre Zihni Varlık Kavramı

Teftazani varlığı; ayni, zihni, lafzi ve hatti olmak üzere dört şekilde ele alır. Ayni olan birincisi asıl olarak değerlendirilir. Zihni olan ikincisi ise ona göre asıl değildir ve cisim için gölge gibidir. Mevcut ise onunla şeyin (eşyanın) sureti olur. Lafzi ve hatti olan son ikisi ise mecazidir. Bunlar mevcut, eşyanın ismi ve isminin sureti olur. Her biri kendinden öncekine delalet eder. Ancak birincisi aklidir ve bu hususta ihtilaf edilmez. Diğer ikisi ise vaz’idir.

Teftazani’ye göre mertebelerin en üstünde olan ayandaki varlıktır. Bu da üzerinde ittifak edilen –eşyanın zatının onunla gerçekleştiği- asıl varlıktır. Ondan sonra ise zihinlerdeki varlık gelir. Bu da asıl olmayan, cisim için gölge gibi olan şeydir. Bunlardan sonra ibaredeki varlık, en sonunda ise yazıdaki varlık gelir. Bu son ikisi varlığın zatına ve hakikatine izafe edilmeleri hasebiyle mecazidirler. Çünkü tıpkı şu örnekteki gibi; Zeyd ismi (mevcut olan) Zeyd’in karşısına konulmuş bir sestir. Yazıda da, yani Zeyd ismi yazıldığı zaman ona delalet etmek üzere karşısına konulmuş bir nakış/çizgidir. Bu ikisi de Zeyd’in ne aslı ne de sureti değildir.

Tüm bu zikredilenlerden her biri Teftazani’ye göre, kendinden öncekine delalet eder. Yani zihni varlık ayni varlığa; lafzi varlık zihni varlığa; hatti/kitabi varlık ise lafzi varlığa delalet eder. Böylece üç delalet gerçekleşmiş olur. Bunlardan ilki sırf aklidir. Diğer ikisi yani lafzın, zihni surete delalet etmesi ve yazının lafza delalet etmesi vaz’idir.

Teftazani; zihni varlığın bulunduğuna dair delilleri şöyle sıralar:

  • Hariçte var olamayan –imkansız varlıklar gibi- şeylerin varlığına zorunlu olarak hükmederiz (her ne kadar sübutu olmayan şeyin ispatı mümkün olmasa da).
  • Hariçte külli olması imkansız olan külli kavramlardan bahsetmemiz (bu konularda hüküm vermek hariçte mevcut olmaya bağlı değildir).

Nihayetinde Teftazani’ye göre ilmin, özellikle de ayanda tahakkuk etmeyen ilmin, zihinde sübutu gerektirdiği meselesi zaruri olgulardandır. Ve ona göre zihni varlığı kabul edenler birkaç şekilde bunu delillendirirler:

  • Hariçte aslen gerçekleşmemiş bazı şeylerin varlığına zorunlu olarak hükmederiz. Mesela çelişik iki şeyden bahsetmek bunların var olmasını gerektirir ve iki zıttın bir araya gelemeyeceği ilkesine terstir dememiz gibi…
  • Külli bir kavramdır. Her kavramın akılda temeyyüz etmesi/ayrıcalık kazanması zorunlu olarak sabittir. Öyleyse külli, hariçte olmadığı halde sabit olan bir kavramdır. Çünkü hariçte olan her şey müşahhastır ve zihinde de olur.
  • Zorunlu olarak hariçte olmayan konunun varlığını gerektirir. Çünkü hariçte aslen bulunmayabilir de. Her Anka hayvandır dememiz gibi. Vücudun takdiri meselesinde hükümler sadece harici varlıkla sınırlandırılamaz. Her cismin bir sonu vardır dememiz gibi. Bütün fertleri içeren bir hüküm vermek ancak zihindeki varlık itibari ile olabilir.

    Kaynak; Sadeddin Teftazani: Şerhu’l-Mekasıd

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir