Dışarının Bükülmesi

Michel Foucault, yaşamının sonlarına doğru “ethos” kavramına yoğunlaşmıştır. Foucault’nun “ethos”u doğrudan “kendilik kaygısı” ile ilintiliydi. Foucault “kendilik kaygısı” derken kişinin “olma ve davranma biçiminden”[1] bahsetmektedir. Ethos ya da kendilik kaygısı etrafında şekillenen bu düşünüş Gilles Deleuze’ün okumasıyla daha başka ve anlaşılır bir hal alıyor. Deleuze, Foucault’nun “ethos” kavramını düşündüğü dönemde bilgi ve iktidarın yanında üçüncü bir “şey”i düşündüğüne dikkat çeker. Bu üçüncü şey, “hazzın kullanımıdır”.

Deleuze’ün belirttiği şekliyle Foucault’nun “hazzın kullanımı” meselesindeki amacı “Yunanların yaptığı dünya-tarihsel bir jestle Varlığı açığa çıkarmak veya Açıklığı serimlemek değildir. Foucault’nun deyimiyle, bundan çok daha azı veya fazlasıdır. Bir pratik serisi yoluyla dışarının bükülmesidir. Yunanlar ilk ikilemeyi oluştururlar.”[2] Yunanlılara dair yapılan bu çıkarsama o döneme yeni bir bakıştır.

Foucault “kendi ile kurulan ilişki” katmanını dışarının bükülmesinin sonucu olarak düşünür. Bu katmanın türetimi dışarısı ile ilişkisi doğrudan olmayan, ancak dışarıdan gelen ilişki ile içerisini kuran bir ilişki biçimidir. Burada dışarıdan gelen kuvvetin içeri tarafından içeride nasıl karşılandığı sorusunun alanı kişinin “kendi ile kurduğu ilişki”dir. Foucault’da “dışarıya ait olan şey kuvvettir çünkü esasen başka kuvvetlerle ilişki anlamına gelir: Kendi içerisinde diğer kuvvetleri etkileme (kendiliğindenlik) ve diğerleri tarafından etkilenme (açıklık) kudretinden ayrı düşünülemez. Ancak o halde ortaya çıkan sonuç, kuvvetin kendiyle kurduğu ilişki, kendini etkileme kudreti, kendinin kendi üzerindeki etkisidir.” [3] Deleuze’e göre bu durumun matematiksel ifadesi türev işlemi ile açıklanabilir. Bir örnekleme yapacak olursak:

√25 ifadesinde verili olan dışarısıdır, √26’nin değerini yani içerisini bulmak istediğimizde √25’in değerinden hareketle bir sonuca ulaşırız. İçerisi dışarısının aynısı değildir ancak dışarıdan bağımsız bir kuvvet de değildir. Böylece “içeri daima dışarının ikilemesi olacaktır.” Foucault’nun bahsettiği anlamda özneleşme ise bu ikileme ve katlanma suretiyle oluşmaktadır.[4]


[1] “Kendilik kaygısı” üzerinde detaylı bilgi için Michel Foucault, Özne ve İktidar, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2005,s. 221-248
[2] Gilles Deleuze, Foucault, Norgunk Yayınları, İstanbul, 2013, s. 119.
[3] A.g.k, 119.
[4] A.g.k, 121-2-3.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir