Chantal Mouffe’u Okurken

Soğuk savaş sonrasında yüzünü tüm şiddetiyle gösteren tek kutuplu dünya ve onun hiper-iktidarıyla karşı karşıyayız. Sadece siyasal bir model olarak kendini sunmasıyla değil üstelik. Hayatımızın her alanında bu hiper-iktidarı hissetmek mümkün. Tam da bu noktada Chantal Mouffe bizlere bir çıkış yolunu işaret etme telaşında: ‘Çok Kutuplu Demokrasi’ fikri bile, uzun süredir biz edilgen olanları heyecanlandırmaya çalışıyor. Post-modern teoriler de ilk başlarda bizlerde aynı etkiyi uyandırmıştı. Okumaya devam et “Chantal Mouffe’u Okurken”

Zihnin Haritaları: Seninki Kaç Ölçek?

Gözlük nedir? Görme duyusuna ilişkin yapısal ya da çevresel faktörlere dayalı sorunları azaltma işlevine sahip araçtır. Gözlük gündelik dilde “numaralı” ya da “güneş” gözlüğü olarak ayrıştırılabilir. Gerçi her iki işleve sahip olanlar da vardır. Okumaya devam et “Zihnin Haritaları: Seninki Kaç Ölçek?”

Kieran Setiya – Bugünü yaşamanın problemi

Bugünlerde çoğumuz; ısrarla devam eden çekişmeler, politik belirsizlikler ve korkuyla dolu bir ‘bugün’de yaşamayı istemiyoruz. Buradan bakınca aslında gelecek de daha iyi görünmüyor: çünkü teknolojik gelişmeler beraberinde yaygın işsizlik tehlikesini barındırıyor ve yıkıcı bir iklim tehlikesi önümüzde duruyor. Hiç şüphesiz bu durumda bazılarımız için geçmişin nostaljisine sarılmak en büyük konfor olarak değerlendiriliyor. Okumaya devam et “Kieran Setiya – Bugünü yaşamanın problemi”

Genelleştirilmiş ve Somut Ötekilik

Modernizm, Evrensellik ve Birey’de Şeyla Benhabib ayrı ahlaki perspektifleri de tarif eden, benlik-öteki ilişkisi hakkında iki ayrı bakış açısı betimlemektedir. Ahlak teorisinde birbiriyle asla uzlaştırılamaz olarak kabul ettiği bu iki ayrımı ‘genelleştirilmiş ötekinin konumu’ ve ‘somut ötekinin konumu’ olarak adlandırmaktadır. Okumaya devam et “Genelleştirilmiş ve Somut Ötekilik”

Dijital iletiler; nesnel gerçekliğin replikaları

21. yüzyılın genel bir tanımı yapılmaya çalışıldığında üzerinde mutabık kalınan noktalardan biri de özellikle teknoloji alanında görülen ‘muazzam’ gelişme ve dönüşümdür. Söz konusu dönüşüm tanımındaki ‘muazzam’ ifadesinin karşılığı ise genellikle ‘hızla’ alakalıdır. 19. yüzyılın sonlarına doğru hayatımıza giren elektrik enerjisi, Türkiye’de özellikle 1990’lar ve 2000’li yılların başında ‘ışık hızı’ meselesiyle gündemimizi meşgul etmişti. Şimdilerde ise hayatımızın her anına nüfuz etmesinin verdiği etkiyle normalleşti ya da unutuldu ve hatta belki Z kuşağı bu yavaşlığı hiç fark etmedi. Okumaya devam et “Dijital iletiler; nesnel gerçekliğin replikaları”

Kültür Piyasası ve Tele-Pazarlama

Telekomünikasyon dünyasında yaşanan gelişmelerin birçok alanda eski alışkanlıkların terk edilmesine neden olduğunu söylemek mümkün. Bunun belki de en önemli örneklerinden birisi ticaret alanında yaşanan değişikliklerdir. Ulusal ve uluslararası e-ticaret siteleri ve sosyal medya üzerinden alışveriş yapmanın kolaylığını hemen hemen hepimiz yaşıyoruz. İletişim teknolojilerinin gelişmesi ile pazarlama alanında meydana gelen değişikliklerin de önemli boyutlara ulaştığı görülüyor. Çağrı merkezleri aracılığıyla bankaların, GSM şirketlerinin, internet sağlayıcılarının ve sigorta şirketlerinin aramalarına maruz kalmayanımız yoktur herhalde. Okumaya devam et “Kültür Piyasası ve Tele-Pazarlama”

Adam Gopnik – Kanada gibi de olabilirdik!

Ya her şey en başından beri bir hatadan ibaretse? Bağımsızlık Bildirgesi, Amerikan Devrimi, Amerika Birleşik Devletleri’nin inşası… Ya tüm bu olanlar kötü bir fikirden başka bir şey değilse? Amerikan yaşamındaki adaletsizlikler ve çılgınlık, Kurucu Babalara rağmen değil de, onların yüzündense? Bu iddia şöyle sürdürülebilir: Devrim, köle sahiplerinin içine düştüğü ve Aydınlanmacıların ağız dalaşı da üzerine eklenen gereksiz ve vahşi bir panik haliydi. Sonuçta da şiddet, karmaşa ve demagojiyle damgalanmış bir ülke ortaya çıkardı. Yukarıya, Kanada’ya doğru bakalım, ya da aşağıya, Avustralya’ya. Okumaya devam et “Adam Gopnik – Kanada gibi de olabilirdik!”