Vitrin: İçinden Doğru Sergi

Vitrin mekânda bir boşluğu kat ederken aynı anda yeni bir boşluğu açar. Vitrin hangi açıdan bakılırsa bakılsın şeffaf bir temsiller aralığı kurmaktadır. Bu bakımdan vitrin, şeffaf görünüşünün aksine şeyleri göstererek korur, kırılgan görünüşüne rağmen sergileneni muhafaza ederek bir paradoksa işaret eder.

Vitrinin bilimde ve tıpta kullanılması, bir türe ait bir numuneyi o anki durumu içinde muhafaza ederek görünür kılma ihtiyacına dayanıyordu. Müzede sergilenen nesnelerin içini doldurarak, formaldehid içinde ya da kurutularak korunması ve zamanı dondurma nesneleri sabitleme arzusuna işaret etmektedir.

Vitrin ayrıca insanların röntgencilere has bir rahatlık ve mesafe ile o nesnelere bakmalarını anatomik teşhir gibi nahoş ama büyüleyici olabilen şeylerle dolaysız temasa girmekten kaçınmalarını sağlıyordu.

Müzeler vitrin ile depolar arasında ilginç bir karşıtlığı somutlaştırır. Gösterme ile saklama arasındaki karşıtlıktır bu. Zira müzeler sergileri için yaptıkları seçimlerde bazı nesneleri sergilemeye karar verip vitrine yerleştirirken bazılarını depolarda bırakır.

Bazılarının bazılarına nazaran nereye yerleştiği meselesi doğrudan düzenleyici bir müdahaledir. Bu düzenleme ise mutlak surette belirli amaçlara hizmet etmektedir.

Vitrin içinden bir şeyler söylüyor.

James Putnam, 2005, Sanatçı Müzeleri, Editör Ali Artun, İletişim Yayınları, s. 24-6

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir