Genelleştirilmiş ve Somut Ötekilik

Modernizm, Evrensellik ve Birey’de Şeyla Benhabib ayrı ahlaki perspektifleri de tarif eden, benlik-öteki ilişkisi hakkında iki ayrı bakış açısı betimlemektedir. Ahlak teorisinde birbiriyle asla uzlaştırılamaz olarak kabul ettiği bu iki ayrımı ‘genelleştirilmiş ötekinin konumu’ ve ‘somut ötekinin konumu’ olarak adlandırmaktadır.

Genelleştirilmiş ötekilik konumu; bireysel olarak, bizim de sahip olduğumuz hak ve ödevlere herkesin sahip olduğunu kabul etmemizi gerektirir. Ötekinin konumuna yerleşirken, ötekinin bireyselliğini ve somut kimliğini soyutlarız. Ötekiyle ilişkimiz biçimsel eşitlik ve karşılıklılık normlarıyla belirlenir. Her bireyin, bizim kendisinden bekleyeceğimiz ve varsayabileceğimiz şeyi bizden bekleme ve varsayma hakkı vardır. Etkileşimlerin normları kamusal ve kurumsaldır ve ötekine bu normlar uyarınca davrandığımda, ötekinin kişiliğinde insanlığın haklarını onaylamış olurum ve meşru bir şekilde bana yönelik ilişkisinde ötekiden aynı davranışı sergilemesini beklerim. Benhabib bu etkileşimlerin beraberindeki ahlak kategorilerini; hak, yükümlülük ve yetki olarak görmekte ve bunlara eşlik eden ahlaki duyguları da saygı, ödev, liyakat ve vakar duyguları olarak belirtmektedir.

Bunun karşısında yer alan somut ötekilik konumu ise, tek tek her insanı somut bir tarih, kimlik ve duygusal bütüne sahip bir birey olarak kabul etmeyi içermektedir. Bu konum ortak noktalardan soyutlanıp, bireyselliğe odaklanmaktadır. Ötekinin ihtiyaçlarını, neyi arzuladığını kavramaya çalışırız fakat ötekiyle ilişkimiz denklik ve tamamlayıcı karşılıklılık normları tarafından belirlenir. Herkes ötekine özgül ihtiyaçlara, yeteneklere ve kapasiteye sahip bir birey olarak yaklaşır/tanır ve aynısını bekler. Farklılıklar birbirini dışlamaz, tamamlar. Etkileşimin normları genellikle özel olan, kurumsal olmayan normlardır; dostluk, sevgi, özen. Benhabib için bunlar karşılıklı ödev ve hakları gözetmeden daha fazlasını, özel ilgiyi gerektirir. Fakat burada sergilenen özen normları, karşımdakinin insanlığını değil, insani bireyselliğini onaylamak anlamına gelmektedir. Bu etkileşimlere eşlik eden ahlaki kategoriler; sorumluluk, bağlılık ve paylaşma olarak betimlenirken; eşlik eden ahlaki duygular ise sevgi, özen, sempati ve dayanışmadır.

Bu ötekilik kipleri arasındaki ayrım; kural koyucu değil, eleştirel; insan doğasını tarif eden değil, insan deneyimine dair fenomenolojik açıklamalar olarak baştan tespit edilmiştir.

Somut öteki olarak kimliklerin; cinsiyet, ırk, sınıf, kültürel farklılıklar ve doğal yetenekler üzerinden kendini kurmasıyla; buradan öne sürülebilecek bir ahlak teorisinin ırkçı, cinsiyetçi ve ayrımcı olma tehlikesini taşıdığını belirten Benhabib, genelleştirilmiş öteki konumu olmadan modern ve karmaşık toplumlara elverişli bir politik adalet teorisi ileri sürmenin düşünülemediğini ileri sürmektedir. Bu ikili ayrımda genelleştirilmiş ötekilik konumunun, eşitlikçi modernite deneyimlerini varsaydığı ve bu konumun siyasi bir gerçekliğe dönüşemese de, olasılık haline geldiğinin altı çizilmektedir.

Modernizm, Evrensellik ve Birey (1999), Şeyla Benhabib, Çev. Mehmet Küçük, İstanbul: Ayrıntı Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir