Louis Menand – Ağır Misafir: Sigmund Freud

Sigmund Freud 1938’de az daha Viyana’dan ayrılamayacaktı. Alman ordusu şehre girdikten üç hafta sonra, Temmuz’un dördünde Doğu Ekspresi’yle şehirden ayrıldı. Viyana Yahudileri için ordunun girmesiyle işkence başlamıştı başlamasına -CBS Radyo için Viyana’dan bildiren Edward R. Murrow Yahudi evlerine yapılan baskınların canlı tanığıydı-, ne var ki arkadaşlarının tüm ısrarlarına rağmen Freud kaçmaya yanaşmıyordu. Fikrini ancak kızı Anna, Gestapo tarafından tutuklanıp sorgulanınca değiştirdi. Ailesinin bir kısmını şehirden çıkarabildi ancak geride dört kızkardeşi kalmıştı. Hepsi kamplarda öldü. Biri Theresienstadt’ta açlıktan, diğerleri de Auschwitz ve Treblinka’da muhtemelen gazla öldürüldü.

Freud Londra’ya iltica etti. Arkadaşları onu bugün Freud Müzesi olan Hampstead’te büyük bir eve yerleştirdi. Virginia ve Leonard Woolf 28 Ocak 1939’da Freud’un evine beş çayına geldiler. Hogarth Yayınevi’nin kurucusu ve sahipleri olan Woolf çifti 1924’ten beri Freud’un İngilizce’deki yayıncılarıydı. Daha sonra Anna Freud ve James Strachey’nin editörlüğünde hazırlanan ve Standart Edisyon olarak bilinegelen Freud’un tüm eserlerinin yirmi dört ciltlik tercümesi de Hogarth’dan çıkacaktı. Bu çay ziyareti Woolf çiftinin Freud’la tek buluşmasıydı.

İngilizce Freud’un konuştuğu birçok dilden biriydi. (Hampstead’e yerleştikten sonra BBC Freud’un sesini kaydetmişti, şimdiye kadar eldeki tek kayıt da bu). Ne var ki Freud seksen iki yaşındaydı ve çene kanserinden muzdaripti. Woolf çiftiyle olan diyaloğu da bu sebepten tuhaf olmuştu. Virginia Woolf günlüğüne Freud’un “büyük bir kütüphanede, üzerinde heykelcikler bulunan titizlikle temizlenip parlatılmış büyük bir masada oturduğunu” yazmıştı. “Harabeye dönmüş, çökmüş yaşlı bir adam: bir maymunun parlayan gözleri, felçli ve istikrarsız hareketler, kendini iyi ifade edemiyor: ama her an tetikte.”

Woolf çifti şan şöhretten kolayca etkilenmezdi. Freud’la beş çayının içinde bir alışveriş meselesi olduğunun farkındalardı. “Her mülteci, gagasını hiçbir lokmayı kaçırmamak açık tutan bir martı gibidir”, diye soğukkanlı biçimde yazıyor Virginia Woolf günlüğüne. Ancak çok seneler sonra, Leonard otobiyografisinde Freud’un kendisine verdiği hissi şu şekilde ifade ediyor: “tanıştığım insanlar arasından pek azı bana bu denli bir nezaket hissi verdi, ama bu nezaketin arkasında büyük bir güç vardı… Muhteşem bir adam.” Freud İkinci Dünya Savaşı başladıktan üç hafta sonra, 23 Eylül 1939’da Hampstead’teki evde öldü.

 

The New Yorker, 28 Ağustos 2017 sayısı. Yazının tamamı için.
İngilizceden Çeviren: Ömer Faruk Peksöz

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir