İnsanlığın kronik nefret sorunu

Günümüz dünyasında olduğu gibi geçmişte de ortaya konan her ‘ben’ iddiası ‘öteki’nin inşasını beraberinde getirmiştir. Ben aynı zamanda ötekiyi de belirleme sürecidir. Batılı seyyahların seyahatnamelerinden edindikleri bilgilere göre, Batılıların ‘ırk’ kavramını kendi kimlikleri üzerinden tanımladıklarını söyleyebiliriz. Batı, gerek tarih gerekse din anlayışını kendi kimlik tanımlarıyla uzlaştırma çabası içerisine girerek yeni bir ‘ırk’ anlayışı oluşturmuştur.

Irk meselesini anlamaya dair ilk girişimler Kitab-ı Mukaddes’ten yola çıkmıştır. Kutsal metinlerde anlatıldığı şekliyle birbirinden farklı görünen ve dünyaya dağılmış insan topluluklarının, nasıl olup da tek bir çiftten türeyip birkaç bin yıllık bir zaman içinde dünyaya dağıldığını anlama çabası şeklinde olmuştur.

Deri rengi, farklılığın en çok dikkat çeken yönü olması nedeniyle ilk ırka dayalı sınıflandırmaların/tartışmaların temelini oluşturur. Birçoklarına göre ırk kavramınının ‘yaratıcısı’ olarak görülen Kant, ırkları, tek olan insan cinsinin içinde, nesiller boyunca sabit kalan sapmalar olarak görür. Bu sapmaları ise coğrafyanın, iklimin etkisiyle açıklar. Kant’ın oluşturduğu hiyerarşik düzen her zaman Beyaz’dan Siyaha doğru gitmektir. ‘Sapma’ bu anlamda olumsuzlanır.Kant’ı destekler bir şekilde John Locke da, “insan beyazdır” önermesinin hemen akabinde, “Ne kadar kesin olduğu belli olmasa da, insan bir hayvandır ya da rasyonel ya da beyazdır” ve “insanın özünü içeren şey, beyazlığın özünü de içinde taşır” gerekçelendirmelerini öne sürer.

Montosquie ise, ‘İran Mektupları’nda “Siyahlar, şeytanı beyaz çizerler” ifadesine yer verir. Bir eleştiri olarak Fransız tarihçi Thomas Raynal’ın bize aktardığı hikayeye göre ise, İspanyolların 1511’de ‘fethettiği’ Latin Amerika’da kabile şefi Hatuey’i yakmadan önce rahip, ona cennetten söz etmiş ve onu vaftiz etmeyi önermişti. Hatuey, rahibe cennette hiç İspanyol olup olmadığını sorduğunda misyoner, “sadece iyileri orada” diye cevaplar. Bunun üzerine şef Hatuey ise, “Onlardan birine rastlama tehlikesi olan bir yere gitmeyeceğim. Bana artık dininden bahsetme, bırak da öleyim” cevabını verir.

Tarihte ırk kavramı üzerinden günümüze kadar evrilen tartışmalar maalesef tüm şiddetiyle devam ediyor. Çeşitli formlarla süren ırk tartışmaları günümüz dünyasında renk, etnisite, cinsiyet, din, dil gibi alanlarda kendini hissettiriyor.

ABD’nin Charlottesville kentindeki düzenlenen yerli beyazların egemenliğini savunan gösteriler gibi pek çok olayda görüleceği üzere hala politik gündemimizde oldukça geniş yer kaplıyor. Irkçılık, göçmen düşmanlığı ve hepsini kapsadığı şekliyle ‘ötekine’ dönük nefret, varlığını tarihte sürekli şekil değiştirerek sürdürüyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir