“Kolombiya’da hayat yavaş ilerliyor”

Bazen bir şehre, ülkeye, kültüre ya da koca bir kıtaya karşı kocaman laflar ederken aslında söz ettiğimiz hakkında ne kadar bilgi sahip olduğumuzun bir önemi olmuyor. Aslında sadece duyduklarımızla zihnimizde bir şey oluşmuştur! Bunun bilgiyle yahut tecrübeyle pek de ilgisi yok aslında. Kolombiya buna iyi bir örnek. Mevzu Kolombiya ise ilk akla gelen gelenler bellidir. Büyük tarihinden pek bahsedilmez. Oradaki kültür/sanat/eğitim hayatından neden konuşulmaz anlamak zor!
Biz ise tam da bunu merak ettik. Kolombiyalı gençler neler okur, gündeminde neler vardır, hayata nasıl bakarlar? Gündelik hayatı merak ettik. Bir süredir Kolombiya’da yaşayan Gazeteci Murat Zelan’dan bize Kolombiya’yı anlatmasını istedik. Sağolsun bizi kırmadı. Harika anektodlar paylaştı.

Kolombiya denince aklımıza sınırlı imgeler geliyor, bunun dışındaki Kolombiya’dan bahseder misiniz?

Evet, hem Türkiye’de hem de dünyada, ki buraya gelen Avrupalı turistler için de öyle, Kolombiya denilince kokain, suç, uyuşturucu kartelleri, Pablo Escobar, Shakira, ki Kolombiyalılar “ş” sesi olmadığı için “Çakira” diyorlar, Gabrial Garcia Marquez ve bu yıl Bayern Münih’e giden futbolcu James geliyor akla…

Kolombiyalılar, Shakira (çeşitli nedenlerle eleştirseler de) ve James’le gurur duyuyorlar ancak özellikle kokain ve Pablo Escobar ile birlikte anılmak istemiyorlar. Bunun, ülkelerine ve kendi imajlarına zarar verdiğini düşünüyorlar. Bu Kolombiyalı tipolojisi ya da algısı sadece kıtanın dışında değil, Latin Amerika içinde de aynı… Kolombiyalılara genel olarak potansiyel suçlu muamelesi yapılıyor. Örneğin; bir eve aynı anda hem bir Arjantinli, hem de bir Kolombiyalı kiracı talip olmuşsa, o ev Arjantinli’ye kiralanır. Kolombiyalılar, Hükümet ile Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) arasında imzalanan bir barış anlaşmasıyla 52 yıllık çatışmanın sona ermesinden sonra, şimdi barışla anılmak ve dünyadaki imajlarını güncellemek istiyorlar. Gabriel Garcia Marquez’den sonra ikinci Nobel’in, “Barış Nobeli” olarak Devlet Başkanı Juan Manuel Santos’a verilmiş olması da onları bu konuda umutlandırıyor.

Onun dışında, ülke coğrafyası yemyeşil bir yer… Şehirler zaten doğal bir yeşilliğin içine kurulmuş… Büyük parklara sahip. Ülkede tropikal iklim hâkim… İnsanlar çok üretken değiller, kendileri yavaşlar, bürokrasileri de… Hayat yavaş ilerliyor. Randevularına zamanında gelmezler, rahatlar. Bir Fransız “Kolombiyalılar neşeliler ama mutsuzlar” demiş. Bu tespitten yola çıkarak yoksulluk ve uzun süren çatışmaların oldukça neşeli bir halkı mutsuzlaştırdığı söylenebilir. Neredeyse her ailenin, en azından başkent Bogota’da köpeği vardır, evlerinde besliyorlar. Çok yaygın… Kedileri evlerin balkonlarında ya da pencerelerinde görebilirsiniz, sokakta istisnadır.

Ülke kıtanın en uzun bisiklet yollarına sahip. Çok fazla sayıda bisiklet ve motosiklet var. Kadınlar, erkekler, gençler herkes bisikletle gezer. Pazar günleri, başkentin en büyük caddesi günün yarısına kadar trafiğe kapanır, sadece bisiklet sürenlere ve koşu yapanlara açılır.

Aynı anda hem neşe
Hem hüznü barındıran aşk şarkıları

Çağdaş Kolombiya kültüründen bahsedelim… Gözlemleyebildiğiniz kadarıyla; sinema, edebiyat, müzik ve üniversiteler cephesi ne durumda?

Kolombiya sineması dünya sinemasının gerisinde, popülaritesi yok. Ancak üniversiteler oldukça fazla… Bilhassa da özel üniversiteler. Ülkenin en büyük üniversitesi bir devlet üniversitesi; Kolombiya Ulusal Üniversitesi… Neredeyse bütün dünya dillerinin ders ya da kurs olarak verildiği bir üniversite burası… Ülkenin elitleri ise genellikle Javeriana adını taşıyan özel bir üniversitede okuyorlar. Saygınlığı olan pek çok üniversite var.

Edebiyat ve müzik bakımından ise oldukça iyiler. Hala, Marquez’den, ki Kolombiyalılar ona kısaca Gabo diyorlar, daha popüler bir yazarları olmasa da özellikle William Ospina gibi İspanyol ya da Latin edebiyatında saygın yazarlara sahipler.

Müzik alanında Shakira gibi bir dünya starları var zaten. Bunun yanı sıra, Türkiye’de pek bilinmese de JuanesCarlos Vives ya da J Balvin gibi dünya genelinde şöhret sahibi olan sanatçılara sahipler.

Kolombiya müzikleri son derece ritmik, tempolu… Son dönemlerde, hem kıta genelinde hem de Kolombiya’da “Latin rap” diye adlandırabileceğimiz bir akım da var. Bunun yanı sıra, Arap kökenli Kolombiyalıların yaşadığı Baranquilla gibi bölgelerde “vallenato” diye bilinen müzik türleri var, aynı anda hem neşe, hem hüznü barındıran aşk şarkıları bunlar.

Türkiye’nin kıtadaki hâkimiyeti
Şimdilik Türk dizileriyle sınırlı

Ülkenin gençlerini merak ediyoruz. Küresel kültürün gençlerin dünyasındaki karşılığı nasıl? Giyim, yeme-içme, gündelik alışkanlıklar, izledikleri-dinledikleri şeyler?

Yeme-içme ve tekstil alanında büyük dünya markalarının Kolombiya’yı Türkiye’deki kadar istila etmemiş olduğunu söyleyebilirim. Otomobil alanında ise çok sayıda Fransız, Japon, Alman ve ABD markalarını görebilirsiniz sokaklarda.

ABD demişken, Kolombiya’da ve aslında kıtanın tamamında ABD’ye Amerika Birleşik Devletleri değil, yalnızca Birleşik Devletler denir. Bu, resmi olarak da böyledir, halk dilinde de böyledir. Hem politik hem kültürel bir şey bu. “Amerikalı olan biziz, onlar değil” demektir bu. Zaten ABD vatandaşlarına da Amerikalı değil “birleşikdevletliler” diyorlar.

Yeme içmeye dönecek olursak… Ülkede genellikle tropikal meyveler var. Onlar ucuzlar. Kiraz, şeftali, çekirdeksiz üzüm gibi bizim ağırlıkla tükettiğimiz meyveler ise oldukça pahalı. Kendilerine özgü, koka yapraklarından yapılan koka çayları var. Pek fazla çay içmezler, genelde kahve… Zaten kahve ülkesi… Starbucks gibi yabancı kahve markası ve kafeterya zincirleri çok yaygın değil örneğin, Juan Baldez ve Oma gibi kendi kahve markalarına ve zincirlerine sahipler, onlar çok daha yaygın.

Ne mi izliyorlar peki? Ülkenin her evinde, her dükkânında neredeyse Türk dizileri izleniyor. Abartı değil, aynen öyle… Sokaktan geçerken bir dükkânın içine baktığınızda televizyonda Türk dizilerine rastlamanız çok mümkün… Defalarca, defalarca, defalarca karşılaştım bununla… Bir benzin istasyonunda, bir pastanede, bir çantacıda… Her yerde Türk dizileri var. Kıta genelinde de bu böyle… Türkiye’nin bu dalgadan istifade edebildiğini düşünmüyorum. Ne yazık ki, Türkiye’nin kıtadaki hâkimiyeti şimdilik sadece Türk dizileriyle sınırlı, keşke, çok daha başka alanlarda da, çok daha fazla olabilseydi.

Kolombiya’da Müslümanların durumu nedir, Kolombiyalıların İslam’a bakışından biraz söz edebilir misiniz?

Ülkede çok fazla Müslüman yok. Sayısı tam bilinmemekle beraber, 40 milyonluk ülkede, 50 binden daha fazla olduğu söylenemez. Başkent Bogota’da üç cami var; bunlardan sadece biri cami formunda, diğer ikisi bir apartman şeklinde… Apartman şeklinde olanlardan birinin adı “Mezquita Estambul”, yani İstanbul Camii. Ama Türkler değil, Mısırlılar görev yapıyor. İmamları veya din adamları Ezher tarafından gönderiliyor.

Cami formunda olan ve Kolombiyalılarca “Bogota Merkez Camii”, Müslümanlarca ise “Ebubekir Sıddık Camii” olarak bilinen caminin içinin tezyinat ve hat ile süslemesi Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı TİKA tarafından yapılıyor. Çalışmalar halen devam ediyor, Kurban Bayramı’nda inşallah çok daha estetik ve cazip bir hale gelecek. Camiyi ziyaret eden Kolombiyalılar için de etkileyici olacaktır.

Bunun dışında, hem kıta genelinde, hem de Kolombiya’da bir “Los Turcos” gerçeği var. Bunlar, 18’inci yüzyıl ortalarından itibaren Latin Amerika’ya gelmiş olan Araplar. Vaktiyle Osmanlı pasaportu ile Filistin, Lübnan ve Suriye’den geldikleri için onlara Los Turcos deniliyor. Bunların pek az bir kısmı Müslüman. Geri kalanı sonradan Hristiyanlaşmış değiller, zaten gelenlerin çoğu vakti zamanında Hristiyan Araplar… Bir zamanlar Galatasaray’da oynayan kaleci Farid Mondragon, şarkıcı Shakira bu ailelerin torunları… Yine, geçtiğimiz yıllarda dünyanın en zengini olarak adını duyuran Carlos Slim de’in kökleri de Los Turcos’lara uzanıyor. İçlerinde çok sayıda devlet başkanı, başkan yardımcısı, bakanlar da var. Los Turcos sayesinde kıtaya Ortadoğu yeme-içme kültürü de gelmiş, bizdeki içli köfte (kibbeh ya da kibbe diyorlar) gibi… İrili ufaklı çok sayıda Arap restoranı mevcut…

Müslümanlar çok sayıda olmasa da İslam yükselişte olan bir din… Araplar ve İran kıta genelinde faaliyet gösteriyor; Türkiye bu alanda da yok maalesef. Türkiye’nin kıtada önce varlık göstermesi, sonra varlığını derinleştirmesi lazım.

TİKA’nın yaptırdığı okul örnek olacak

Kolombiya’dan İslam dünyası ve Avrupa nasıl gözüküyor?

Hem Kolombiya halkı, hem de kıtadaki diğer halkların, milletlerin Müslümanlara karşı önyargısı yok. Bu çok önemli… DAİŞ gibi örgütlerin farkındalar, ama o tür örgütlerin Müslümanlar üzerinde oluşturduğu olumsuz imaj, Kolombiya’da ve kıtanın diğer ülkelerinde yaygın değil.

Türkiye medyada çok fazla yer edinen bir ülke değil. Bazen, Avrupa Birliği ile ilişkiler bağlamında gündeme geliyor, ancak genelde havaalanında patlamalar, terör saldırıları olduğunda daha fazla yer buluyor Kolombiya ulusal basınında.

Fakat, bu yıl içinde, Türkiye, Cumhurbaşkanımızın talimatı ve TİKA’nın aracılığı ile Barış Süreci’nin pilot bölgesi sayılan Orejon adlı küçük bir köye, mimarisiyle, yatırım maliyetiyle son derece kaydadeğer bir okul inşa etti. Şahane bir okul. Gerçekten. Buranın pilot bölge olmasının nedenlerinden biri, çatışma döneminde en fazla mayın döşenmiş alan olması… TİKA’nın yaptırdığı okul, bölge mimarisinin şekillenmesine de katkı sağlayacak. Aynı bölgede, barış sürecinin pilot bölge olması nedeniyle pek çok Avrupalı devlet ve kuruluş da çalışma yaptı, ancak Türkiye’nin yaptırdığı okulun ortaya koyduğu çıta, onların çok üstünde. TİKA’nın bu ve benzeri çalışmaları arttıkça Türkiye adından daha söz ettirecektir. Bana kalırsa, TİKA’nın yanı sıra, Türkiye’nin kıtaya basın müşavirleri, diyanet temsilcileri, ticaret müşavirleri de göndermesi gerekir. İşadamlarımızın da bölgeye itibar etmeleri çok önemli.

Buradan bakınca, Türkiye’nin 700 milyonluk İspanyolca konuşan dünyaya yeterince el uzatamadığı açık. Bunun nedenlerini daha ayrıntılı şekilde bir yazımda yazacağım.

Kolombiya’nın Avrupa ile ilişkilerine gelince.. kıtadaki birçok ülkeye göre çok daha ileri düzeyde. Çünkü buradaki siyasetin ağırlık merkezi muhafazakâr ve liberallerden oluşuyor. ABD ile yakınlar. Ordusu da öyle…

Buna karşın halkta emperyalizme karşı bir şuur da var elbette… Özellikle üniversite gençliği arasında… Türkiye’de ne olduğu belli olmayan gezici gençlik, kendi tarihine sırt çevirir şekilde duvarlara “zulüm 1453’te başladı” diye yazarken, buradaki solcu üniversite gençliği “mücadele 1492’de başladı” yazıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir