Özgürlüğe biraz yaklaşmanın imkanı: İran’da futbol

Çok farklı etnik-dini toplulukların (Farslar, Azerbaycan Türkleri, Sünni Araplar, Kürtler) yaşadığı İran’da rejim spor aktivitelerine de yoğun bir şekilde yön verme gayreti içerisinde. Nüfusu 22 milyonun üzerine çıkan Azerbaycan Türkleri için 1970 yılında Doğu Azerbaycan Eyaleti’nin Tebriz şehrinde kurulan Tractor Sazi futbol takımı, futbol sınırlarının dışına çıkarak taraftarların tribün performanslarıyla milli duygularını dışarı yansıttıkları bir imkanın adıdır.

Öyle ki takımın renklerinin kırmızı-beyaz, lakabının ise Kırmızı Kurt olması herhalde tesadüf olarak görülmeyecektir. Maçlarını ortalama 80 bin taraftara oynayan Tractos Sazi taraftarlarının büyük bir bölümü futbolla doğrudan ilgilenmediklerini açıkça ifade edebiliyorlar. Aslında futbol bahane!

Rejim İran’ın kırmızı çizgilerine dokunduğunu varsayarak Tractor Sazi kulübüne çeşitli şekillerde baskı kurmaktan da geri durmuyor. Taraftarların Fars kimliğini geri planda tutarak, Türklüğü ön plana çıkartan tezahüratları ve duruşları İran Futbol Federasyonu tarafından hiç de hoş karşılanmıyor. Örneğin, Tractor Sazi ve Sepahan maçında Türkiye lehine yapılan tezahüratlar İran devlet televizyonunun yayını kesmesiyle sonuçlanmıştı.

Farklı bir maçta ise bu kez ‘Arap Körfezi’ tezahüratları Tractor’un seyircisiz maç cezasına çarptırılmasına neden oluyordu. Futbolun İran’daki siyasetten bağımsız olmadığını gösteren en iyi örneklerden biri de, Azerbaycan’ın Ermeniler karşısında en çok şehit verdiği bir dönemde Ermeni futbolcu Andranik Teymuriyan yılın futbolcusu seçilmesidir.

Türkiye’nin Suriye’de İran ile karşı karşıya gelmesiyle iplerin gerildiği bir dönem yaşadık. İşte tam da bu süreçte İran Spor ve Gençlik Bakanlığı spor federasyonlarını uyarıp sporcuları Türkiye’ye göndermeyin çağırısında bulundu.

Hz. Hüseyin’in Kerbala’da kuşatıldıkları gün olarak kabul edilen Tasua Günü’nde İran – Güney Kore maçı denk gelmişti. İranlı din adamları ise futbol taraftarlarına çağrıda bulunarak o gün tezahürat yapmamalarını, dini sloganlarla takımlarına destek vermelerini istediler. Bunun üzerine maç boyunca siyah bayraklar dalgalanmış, tribünde yas tutanlara özel bir yer ayrılmıştı.

İran rejimi ile futbol arasındaki ilişkiden doğan bir diğer ilginç olay ise, Avustralya’da düzenlenen Asya Kupası’nda İranlı oyunculara kadın taraftarlarla selfie çekme yasağı getirilmesiydi.

Yabancı basına mülakat vererek İran futbolundaki yolsuzlukları anlatan Mesud Şucai ve Ermenistan’daki kampta başı açık bir kadınla fotoğraf çektiren Mehdi Rahmeti ise Futbol Federasyonu Etik Komitesi’ne çağrılmışlardı. Aynı komite Persepolis kalecisi Soşa Makani’yi ise yakışıksız giyindiği gerekçesiyle sahalardan 6 ay men etmişti. İran Futbol Federasyonu içerisinde yer alan Etik Komitesi başkanlarının önemli bir kısmı daha önce rejim mahkemelerinde görev yapmış yargıçlardan oluştuğunu da göz önünde bulundurmalıyız.

18 takımlı İran Ligi’ndeki kulüp yöneticilerinin büyük bir kısmı eski devrim muhafızı komutanlarından oluşuyor. İran’da İstiklal adlı futbol takımı Şah’ın desteğini alan elitlerin takımı olarak bilinirken, Persepolis ise ezilenlerin, işçi sınıfının takımıdır.

Rejimin koyduğu kurallar gereği İran’da kadınların futbol müsabakalarını izlemeleri yasak. Milli Futbol Takımı’nın 1997 yılında Dünya Kupası’na gitmeyi garantilemesinin ardından sokaklarda kadın ve erkeklerin dâhil olduğu şarkılı ve danslı kutlamalar yapılması da rejim tarafından yasalara aykırı bulunmuştur.

2001 yılındaki Dünya Kupası elemelerinde İran’ın Bahreyn’e 3-1 mağlup olması bazı İranlı spor severler tarafından siyasi bir şikenin sonucu olarak görüldü. İki ülkenin de Şii olmasından kaynaklanan yakınlık bu iddiaların en güçlü dayanağı olarak görülüyordu. Neticede bu mağlubiyetin ardından taraftar ve polis arasında ciddi çatışmalar yaşanmıştı.

Hatırlanacağı üzere, 2009 yılında yapılan seçimlerde Ahmedinejad’ın karşısına Yeşiller Hareketi’nin lideri Hüseyin Musavi çıkmış, Ahmedinejad’ın kazandığı seçimlerde usulsüzlük yapıldığı İran gündemini uzun süre meşgul etmişti. Bu dönemde Seul’de Güney Kore ile karşılaşan İran Milli Futbol Takımı’ndan 6 futbolcunun sahaya yeşil bantla çıkması usulsüzlük iddialarına karşı Musavi’ye açık destek olarak değerlendirilmişti. Muhtemelen gelen baskı neticesinde aynı futbolcuların ikinci yarıda sahaya çıkarken yeşil bantları çıkartmak zorunda kaldıklarını da eklememiz gerekiyor.

İran’da 1979 yılında kurulan rejim, katı bir disiplin ve sıkı önlemlerle ülkeyi kontrol etmeye çalışsa da futbol bu baskıya koyabilmenin adı olmayı sürdürüyor. Stadyumlar, maçlarda yapılan tezahüratlar farklı bir ses ve sınırsız bir heyecanla, tarifsiz bir özgürlük tutkusuna biraz daha yakınlaşmanın yeri olarak da görülebilir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir