Gilles Deleuze ve Genel Etoloji Olarak Felsefe

Deleuze Spinoza’da saf ontoloji projesinin aslında etik olduğunu söyler. Etik kavramını bugün ancak belirli bir hayvan grubunu değil de onların davranışlarını inceleyen bilim dalı anlamındaki etoloji ile beraber düşünebiliriz. Etiğin burada ahlakla yakından uzaktan alakası yoktur. “Etik varlıkta varlık tarzlarıdır, etiğin nesnesi budur ve bu etolojidir. Ahlakta ise etiğin aksine birbirine kenetlenmiş iki şey vardır bunlar; öz ve değerlerdir.

Bir ahlak bizi öze yani özümüze çağırır bu çağrısını da değerler aracılığıyla yapar. Yargılamayı da değerler aracılığıyla yapar ve bizim içimizde bir öz olduğunu vurgular.” Doğa bilimi denen şeyi ele alırsanız, Aristoteles tarafından temelleri atılmıştır. Bu bilim hayvanı ne olduğu ile tanımlamaktadır ve şöyle der: İnsan akıl sahibi hayvandır. Esas merakı hayvanın ne olduğunu söylemektir.

Etik ise bize özlerden bahsetmez, etik öz denen şeye inanmamaktadır. Ama bize hep kudretten bir şeyin yapmaya kadir olduğu eylem ve tutkulardan bahsedecektir. Etik, şeylerin ne olduğu ile değil, neye katlanabildiği ve neler yapabildiği ile ilgilenir. Etik ise “Neye kadirsin? Ne yapabilirsin? Bir vücut ne yapabilir?” sorularını yöneltir. Bir bedenin, bir vücudun ne yapabileceğini önceden bilemezsin. Neye kadir olunduğu sorusu ile “akıl sahibi olmak” yeniden düşünüldüğünde manzara birden değişir. Akıl insanın yapabildiği bir şey ise o halde delilik de artık akıl eksikliği değil, insanın muktedir olduğu bir şey haline gelir.

Gilles Deleuze, (2000) Spinoza Üzerine On Bir Ders,  Aralık 1980 Dersi, Öteki Yayınevi Çeviri: Ulus Baker

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir