4 Soru 4 Cevap – Ahmet Çiğdem

1- Kritik düşünce nedir? 

Kritik düşünce, daha iyi bir dünyanın olabilirliğine inanan ve fakat bu dünyanın kurulamayacağını bilen düşünce olduğundan, iki boyutta teemmül ve tefekkür etmeye adanan bir düşünce olduğu söylenebilir: düşüncenin bir üst ilkeye bağlanmadan verili durumun merhametsiz eleştirisine yönelir ve kendisinin bir lüks yahut bir vazgeçilmezlik olarak belirlenmesine izin vermez.

2- Kritik düşünce deyince Türkiye’de bir pozisyondan bahsedebilir miyiz?

Böyle bakıldığında, kritik düşüncenin belli bir özgüllüğe, bu özgüllüğün oluşum ve işleyiş şartları hakkında sonuna kadar aydınlanmaya çalışmaktan başka, indirgenmesi mümkün gözükmüyor. Aradaki vurgu, ne mutlaklaştırılabilir (“yerli” ve “millî” arayışı) ne görmezlikten gelinebilir (“soyut kozmopolitanizm.”)

3- Bir süredir Türkiye’de toplumsal bir gerilimden söz ediliyor, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Her toplumun bir biçimde görünürlük kazanan sosyal, siyasal, kültürel, sınıfsal vs. gerilimleri vardır ve bunları aşmak, yahut bir uzlaşıya dönüştürmek mümkün olmayabilir. Gerilimlerin üretken bir açıklıkla değil, içe patlamalarla büyümesi her zaman devrimci bir sonuca yol açmadığından, üzerinde uzun uzun düşünmek gerekir.

4- Hocam son günlerde 15 Temmuz’la ilgili bir kitap çalışması yaptığınızı duyuyoruz. 15 Temmuzun Türkiye’de siyasete ve toplumsal yaşama, orta ve uzun vadede nasıl bir etkisi olacağını öngörüyorsunuz? 

Bir 15 Temmuz kitabı yazmıyorum. On yıllık yahut daha kısa dönemlerle Türkiye gerçekliği üzerine gözlemlerimi yazmaya gayret ediyorum. Üzerinde çalıştığım böyle bir metin var. 15 Temmuz’un neye yol açtığı, açmadığı yahut açamadığını birlikte göreceğiz-yaşarsak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir